Mükemmel = İyinin Düşmanı

//Mükemmel = İyinin Düşmanı

Mükemmel = İyinin Düşmanı

Mühendis camiasında klasik kıssadır (bazen biraz eski kelimeler kullanıyorum, genç arkadaşlar yaşıma versin); Mühendis gene bir işte bocalamış, müdürüne hesap vermiş: “…., bunu da öğrendim.” Müdürü kızmış mühendise: “Yahu, hep öğreniyorsun, ne zaman bileceksin?”. Evet, ne öğrenmenin sonu var, ne de bilmenin. Son, eninde sonunda gibi sözleri her  duyduğumda aklıma Keynes’ in meşhur sözü gelir: “Eninde sonunda hepimiz öleceğiz.”

Japonların otomotiv devrimini anlatan kitapları belki okumuşsunuzdur. Bir sürü gevezelik. Halbuki devrimi yapan eylem son derece basit bir düşüncedir: Dağ bana gelmiyorsa ben dağa giderim. Japonlar o zamana kadar (toplumsal ölçeklerine uygun olarak) küçük araçlar yapmaktadırlar. Avrupa, hele amerikan tarzı arabalar ise kocamandır. Problem tam da buradadır: Japonların elinde büyük kaporta parçaları basacak presleri yoktur. Seçenekler bellidir: Ya ülkenin pres envanterini (preslerle birlikte kalıp tezgahlarını, ..) çöpe atıp makine parklarını yenileyeceklerdir, ya da büyük kaportaları ellerindeki üretim imkanlarına uygun olarak küçültecek (=küçük arabalar) veya parçalayacaklardır. Japonlar her ikisini de yaparlar, böylece sermaye topları (kristaldir denir) yere düşüp tuz buz olmaz.

Ben Almanya’da öğrenci iken – 1980 önü veya arkası olmalı – ilk Honda Civic ler pazara çıkmıştı. O zamanlar bir Golf 15 000 DM a satılırken bu Civic ler 7 – 8 000 DM a satıldılar. Tutucu ve paralı Almanlar almadı tabi, öğrenci milleti, ucuzcu sınıfı ve bir de bekar genç bayanlar arabaları kapıştılar. 6 ay sürmedi, arabaların benzin kadar yağ da yaktığı ortaya çıktı. Kaporta çürüdü, şoförler arabalarını neredeyse taş devrinde gibi kullanacaklardı. Peki Honda yanlış mı yapmıştı? Hayır, doğru idi. Elinde olanı -arkasında dimdik durarak- pazara sürmüştü.

Büyümek için hayata katılmak lazım. Meydana çıktığınızda canınızın yanacağını bilerek.

 

Aslaner Mühendislik | Müşavirlik | Dış Ticaret | SMM

By | 2017-02-21T17:57:43+00:00 13 01 2015|HAYAT|0 Comments
%d blogcu bunu beğendi: