Önceki yazıdan devam edeyim.

Kontrol listelerini taradık, ortam gözetimini ekledik. İş yerindeki sağlık ve güvenlik tehditlerini tespit ettik. Tehlikelerin gerçekleşmesi halinde kime, neye, nasıl zarar vereceğini irdeledik.

Gerçi bu irdeleme işi de başka bir problem. bir standardı veya ölçüsü yok. Büyük oranda İSG uzmanına kalmış. İSG uzmanı da etraftan topluyor.

Farkındasınız, yaptığımız, iş hayatımızı – bir çok şeyle birlikte İSG itibarı ile – kağıt üzerinde listelemek, yani tablolaştırmak: İş yerini, çalışanları, çalışanların günde 9 saatinin her bir anını, makineleri, teknik süreçleri, idari yapıyı … bir kağıt üzerinde “resm” ediyoruz.

“Resm” (=resim) kelimesi Arapça aslında varlıkların görünüşlerinin çeşitli araçlar kullanılarak bir yüzey üzerine yapılan biçimleri anlamına gelir, varlığın kaydı demektir. Kamu dilinde de aslına uygun olarak kullanılır: Resmi = kayıtlı, gayrı resmi = kayıtsız, kayıt dışı. Resmin ilk ortaya çıkışı mağara duvarlarında olmuş, eski mısırda vergi bürokrasisi tarafından tablolaştırılmış, günümüze yazı olarak gelmiştir.

“Resm” kelimesini kullanarak devam etmek istiyorum: Kağıt üzerinde oluşturduğumuz tehlikeler ve tehlikeler ile ilişkili zararlar tablosu iş hayatının (= iş yerinde mevcut insan ve maddi varlığın) sağlık ve güvenlik açısından bir resmi, bir kaydıdır. Bu tabloyu (=resmi, =kaydı) iş yerinin gerçekliğini iş sağlığı ve güvenliği açısından anlamak ve anlamlandırmak için bir araç olarak kullanıyoruz.

Kısa bir ekleme: Mühendis olabilirsiniz, ama “iyi mühendis” olmanızın, olmazsa olmaz şartı “hissetmek”tir. Eğer eşyanın halini, kinetiğini, değişimini hissedemezseniz asla iyi mühendis olamazsınız. Üniversitede bize yaptığımız her hesabı, her tasarımı “parmak ucundan” başlayarak hissetmeyi öğreten hocalarımıza teşekkür ediyorum.

İş yerinin sağlık ve güvenliğine ortak olduğumuzda her daim aklımızda olması gereken şey, hazırladığımız bu tablonun içinde yaşadığımız, çalışanlarla paylaştığımız gerçekliğin bir resmi (=kaydı) olduğudur. Gerçekliği her daim hissetmemiz gerektiği, daha sonra tablo üzerinde yapacağımız matematiğin dört işlemi ile hayatın kendisine, iş yerinin gerçekliğine dair sonuçlar çıkartacağımız. Eğer risk değerlendirmeniz sürecinde bir çalışanınızın hayatı ile ilgili ciddi bir risk görürseniz, bu çalışanın hayatına kasıt var demektir. Kendinizi o çalışanın yerine koyun, riskini bilerek o işi yapar mıydınız?

“Kasıt” kelimesine dikkatinizi çekmek istiyorum. bir kaza sonrasında meslektaşlarımıza karşı açılan ceza ve hukuk davalarının ahlak temeli tam da budur.

Lütfen risk değerlendirmelerini iş hayatının, iş hayatı içindeki insanın sağlık ve güvenlik gerçekliğinden koparmayalım. Risk değerlendirmesini bir “estetize etme” aracına dönüştürmeyelim.

Sonraki yazıda buluşmak üzere…